Tarih
I. Dünya Savaşı'nın en dikkat çeken isimlerinden biri olan Otto Skorzeny, Nazi Almanyası'nın özel harekât lideri olarak tarihe geçti. Cesur operasyonları, özellikle Mussolini'yi kurtarma göreviyle ün kazandı. Hem hayranlık hem de tartışma uyandıran yaşamı, savaşın gölgelerinde şekillendi.
Otto Skorzeny 12 Haziran 1908'de kuşaklar boyu askeriye ve orduya hizmet veren Skorzeny'lerin çocuğu olarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun başkenti olan Viyana’da dünyaya geldi. Orta sınıfa mensup, köklü ancak siyasi olarak etkin olmayan bir ailede büyüdü. Ailesi muhafazakâr değerlerle yoğrulmuştu ve genç Otto da bu ortamda disiplinli bir şekilde yetiştirildi.
Skorzeny, eğitim hayatına Viyana'da başladı ve teknik alanlara olan ilgisi nedeniyle Viyana Teknik Üniversitesi’nde mühendislik eğitimi aldı. Genç yaşlardan itibaren atletik yapısı ve uzun boyu ile dikkat çekti. Sporla yakından ilgileniyor, özellikle de eskrimle uğraşıyordu. Üniversite yıllarında katıldığı bir düelloda yanağından aldığı kılıç darbesi sonucu yüzünde belirgin bir yara izi kaldı. Bu iz, ileride onun imajının ayrılmaz bir parçası hâline gelecekti.
1930’lu yıllarda Avrupa’da yükselen siyasi kutuplaşma, Skorzeny’nin düşünsel dünyasını da etkiledi. Almanya’daki milliyetçi ve nasyonal sosyalist ideolojilere ilgi duymaya başladı. Bu dönemde Avusturya’daki milliyetçi çevrelerle ilişkiler kurdu ve Nazizm’e sempati beslemeye başladı. Siyasi görüşleri, ileride onu Nazi Almanyası'nın en tartışmalı özel harekât subaylarından biri hâline getirecekti.
1938 yılında Nazi Almanyası, Avusturya’yı Anschluss (ilhak) yoluyla topraklarına kattığında, Otto Skorzeny aktif olarak bu süreci destekledi. Aynı yıl, artık bir Alman vatandaşı sayılan Skorzeny, hızla gelişen siyasi atmosferin etkisiyle Waffen-SS’e gönüllü olarak katıldı. O dönemde 30’lu yaşlarının sonunda olmasına rağmen, fiziksel üstünlüğü, teknik bilgisi ve liderlik potansiyeliyle dikkat çekti.
Skorzeny’nin mühendislik eğitimi, ona askeri alanda teknik bir avantaj sağladı. Özellikle inşaat, lojistik ve patlayıcılar konusundaki bilgisi, onu sahada fark edilir kıldı. Savaşın ilk yıllarında doğrudan cephe hattında yer almasa da, organizasyon ve planlama alanlarında görev aldı. Ancak kısa sürede savaşın daha aktif kısımlarında yer almak istediğini belirtti.
1941 yılında Almanya’nın Sovyetler Birliği’ne karşı başlattığı Barbarossa Harekâtı sırasında Skorzeny, Doğu Cephesi’nde görev aldı. Burada özellikle cephe gerisi operasyonlarında ve stratejik hedeflerin ele geçirilmesinde rol oynadı. İlk ciddi savaş deneyimini bu cephede yaşadı ve aynı zamanda savaşın acımasız doğasıyla yüzleşti. Bu deneyimler, onu daha sonraki özel harekât görevlerine zihinsel olarak hazırladı.
1941-1942 yılları arasında Sovyetler Birliği ile yapılan savaşlar sırasında yaralandı ve 1942'nin Aralık ayında tekrar Almanya'ya döndü. Ateş altında gösterdiği üstün cesaret nedeniyle de Demir Haç madalyasını kazandı.
Skorzeny, yaraları iyileştikten sonra Ernst Kaltenbrunner tarafından Adolf Hitler'e komando birliklerinin başına geçebilecek lider adaylarından biri olarak bahsedilince, adayların en dikkat çekeni oldu. 1943'ün Temmuz ayında Adolf Hitler'in Lutwaffe ve Wehrmacht Heer'dan bizzat seçtiği 6 tane özel ajan ve Otto Skorzeny, İtalyan hükümeti tarafından tutuklanan İtalyan diktatör Benito Mussolini'yi kurtarma operasyonu için seçildi.
Otto Skorzeny’nin adını tarihe yazdıran en önemli operasyon, 1943 yılında Benito Mussolini’yi kurtarmak üzere düzenlenen “Operation Eiche” oldu. İtalya’da faşist rejimin çökmesinin ardından Mussolini, Müttefik yanlısı İtalyan güçler tarafından tutuklanarak Gran Sasso dağlarındaki bir otele gizlice hapsedildi. Bu gelişme, Hitler için stratejik ve ideolojik bir kayıptı. Mussolini’nin kurtarılması, Almanya’nın İtalya üzerindeki etkisini sürdürmesi açısından kritik öneme sahipti.
2 ay boyunca İtalyanlar herhangi bir kurtarma girişimini engellemek için Mussolini'nin yerini sürekli değiştirdiler. Kedi-fare oyununa dönen operasyonda kilit istihbarat Kerbert Kappler'in araştırması ve Skorzeny'nin İtalyanlar'ın şifreli radyo mesajını çözmesiyle elde edildi. Mussolini'nin kesin yeri Apennie Dağları'ndaki Gran Sasso bölgesinde bulunan bir kayak merkezi olan Campo İmteratore Hotel olarak belirlendi. 21 Eylül 1943'te Skorzeny ve diğer özel komandolar yüksek riskli kaçırma operasyonunu başlattı. Komandolar kullandıkları planörü otel yakınlarındaki bir dağa çarptı. Daha sonra bir el bile ateş etmeden Mussolini'nin çevresindeki korumaları etkisiz hale getirdiler. Skorzeny, Mossolini'nin yanına giderek "Duce, Führer beni, seni kurtarmam için gönderdi!" dedi (Duce, Mussolini'nin lakabı). Mussolini de şöyle cevap verdi: "Dostumun benden vaz geçmeyeceğini biliyordum!". Duce daha sonra Lutwaffe'nin Fieseler Fi 156 Storch marka uçağıyla Campo Imperatore'den alınarak Viyana'ya geceyi geçirmek üzere Impterial Hotel'e götürüldü ve büyük coşku içinde karşılandı.
Aslında Campo Imperatore'deki operasyon Teğmen Otto Von Berlepsch tarafından yürütülmüştü. Binbaşı Harald Mors, General Kurt Student ve Fallschirmjager (Alman Hava Kuvvetleri Paraşüt Birliği) subayları tarafından da planlanmıştı. Fakat Mussolini'ye sürekli Skorzeny eşlik ettiği için, ilk önce Roma'ya, oradan da Berlin'e kadar karşılarına çıkan kameraların hepsinde Mussolini'nin yanında bulunduğu için, bütün dikkatler Skorzeny üzerinde toplandı. Buna propaganda bakanı Joseph Goebbels'in reklamları ve Reichsfuhrer-SS Heinrich Himmler'in de Skorzeny'den övgüyle bahsetmesi de eklenince, Skorzeny'nin ünü ikiye katlandı.
Mussolini bu başarılı operasyondan sonra, İtalya'nın Almanlar tarafından işgal edilen bölümündeki İtalya Sosyalist Cumhuriyeti'nin başına getirildi.
Gran Sasso operasyonunun ardından Otto Skorzeny, Nazi Almanyası’nın “en tehlikeli adamı” ve özel harekât uzmanı olarak uluslararası alanda tanınmaya başlandı. Hitler’in gözünde güvenilir ve yaratıcı bir lider olarak öne çıkan Skorzeny, hem cephe gerisinde sabotaj hem de psikolojik harp taktiklerinde uzmanlaştı. Onun ünü, yalnızca başarılarıyla değil, aynı zamanda düşman hatlarının ardında çalışabilen bir “gölge adam” imajıyla da büyüdü.
Otto Skorzeny, 25 Mayıs 1944'te "Şovalyenin Sıçrayışı" operasyonu için emir aldı ve Yugoslav Partizanlar'ın lideri Tito'yu, Drvar yakınlarındaki merkez karargahından kaçırmak için bir komando grubu hazırlandı. Hitler, Tito'nun Müttefikler'den destek aldığını biliyordu ve Tito'nun yardımıyla İngiliz ve Amerikan ordularının Dalmaçya bölgesine, NOVJ'nin (Yugoslavya Partizanları Özgürlük Ordusu) de yardımıyla kolaylıkla iniş yapabileceğinin de farkındaydı. Bu nedenle Tito'nun kaçırılması ya da öldürülmesi her türlü Almanlar'ın yararına olacaktı. Hitler ayrıca bu kadar geniş istihbarat bilgisine ulaşabileceğini bütün düşmanlarına gösterip, Müttefikler'in moralini büyük ölçüde bozmayı planlıyordu. Skorzeny bütün hazırlıklarını yaptı ve Rösselsprung operasyonunu komutasına aldı. Fakat Zagreb'e gidip, operasyonun Bağımsız Hırvatistan'da bulunan Alman yandaşların desteği ile gerçekleşeceğini öğrenince büyük bir şaşkınlıkla geri çekildi. Operasyon başlatıldı fakat tam bir kabusa dönüştü. Bölgeye inen ilk paraşütçüler, ardından Lutwaffe'nin hava saldırısı, Tito'nun saklandığı mağara ile Drvar kasabası arasında kaldı. Paraşütçüler açık alana inmişti ve 100 kadarı destek tümeni merkez karargahındaki askerler tarafından ateş altında ezildi. İkinci dalga paraşütçüler hedeflerini şaşırdı ve kasabanın birkaç kilometre ilerisine iniş yapmak zorunda kaldı. Tito, paraşütçülerin mağarayı bulup oraya varmasına kadar çoktan kaçmıştı. Mağaranın çıkışı bir demiryoluna uzanıyordu ve Tito da bir trene binip güvenli bir şekilde Jajce kasabasına gitti. Bu sırada 6. Lika Partizan Tümeni'nden 1. Partizan Alayı, 15 kilometre yürüyüp Waffen-SS paraşütçülerine saldırıya geçti ve büyük zararlar verdi.
1944 yılının Ekim ayında Hitler, Macaristan'ın Kral Vekili Amiral Miklos Horthy'nin, Sovyetler'in Kızıl Ordusu ile gizlice görüştüğünü öğrenince Skorzeny'yi Macaristan'a gönderdi. Almanlar için Macaristan'ın kaybedilmesi, Balkanlar'da savaşan bir milyona yakın asker ile irtibatın kesilmesi anlamına geliyordu. Skorzeny, Panzerfaust Operasyonu adı altında Amiral Horthy'nin oğlu Miklos Horthy Jr.'ı kaçırdı. Daha sonra Amiral Horthy ile irtibata geçerek Kral Vekili olarak koltuğundan çekilmesini yoksa oğlunu bir daha göremeyeceğini söyledi. Çaresiz denileni yapan Horthy geri çekildi ve onun yerine Nazi Almanyası ile ilişkileri çok iyi olan Ferenc Szalasi getirildi. 1945'in Nisan ayında, Almanlar'ın ve Macaristan'ın askerleri Budapeşte'den sürülmesine rağmen, Szalasi ve altındaki kuvvetler Avusturya ve Slovakya'da savaşmaya devam etti.
Skorzeny, bu karmaşık operasyonda hem siyasi zekâsını hem de taktiksel becerilerini sergileyerek Hitler’in güvenini pekiştirdi.
20 Temmuz 1944'te Hitler'e karşı yapılan süikast sırasında Skorzeny Berlin'deydi. Hitler suikastten sağ kurtulduktan sonra Skorzeny, Berlin'deki ayaklanmaları durdurdu ve ortalık yatışana kadar Almanya ordusunun merkez komutasını üstlendi.
Skorzeny'nin belki de en tartışmalı operasyonlarından biri, 1944 yılının sonunda Batı Cephesi’nde gerçekleşen Ardenler Taarruzu sırasında yürüttüğü “Greif Operasyonu”dur. Bu operasyonda, Skorzeny'nin emrindeki askerler, Amerikan üniformaları giyerek Müttefik hatlarının gerisine sızdı. Amaç; köprüleri ele geçirmek, iletişimi bozmak ve kaos yaratmaktı. 21 Ekim'de Hitler, Skorzeny'ye Bulge Savaşı'nın ilk saatlerinde, önceden kaçırılan veya el konulan Amerikan ordu jiplerini kullanarak, Amerikan hatlarının içine sızmak ve karışıklık başlatmak için operasyon emri verdi. Skorzeny ve bir düzine asker Amerikan hattının içine girdikten sonra görevlerine başladı. Fakat kısa sürede beş kadar asker yakalandı. Bu yakalananlar grubun liderinin (artık herkes tarafından tanınan) Skorzeny olduğunu ve Paris'te bulunan General Eisenhower'ı öldürme veya kaçırma girişiminde bulunacağını ileri sürdüler. Bu yalan bilginin sonucunda, Eisenhower merkez karargahından haftalarca çıkamadı ve Otto Skorzeny "Avrupa'nın en tehlikeli adamı" ünvanını bu sırada kazandı. Her ne kadar operasyon taktiksel olarak sınırlı başarılar elde etse de, psikolojik etkisi büyüktü. Amerikan birlikleri kendi askerlerinden şüphe etmeye başlamış, birçok kişi “Skorzeny ajanı” oldukları iddiasıyla tutuklanmıştı. Skorzeny’nin ismi artık yalnızca bir asker değil, bir efsane olarak anılmaya başlandı.
Skorzeny 1945'in Ocak ve Şubat aylarında Alman işgali altındaki Prusya ve Pomeranya'da binbaşı olarak birkaç birliği komuta etti. Oder Nehri'nde Schwedt'te savaştı ve Remagen'de bulunan Rhine Nehri üzerindeki bir köprüyü sabotaj emri aldı. Fakat bunu başaramadı. Bu sırada çoğunlukla Frankfurt'u savunmakla görevli olan Skorzeny, Hitler tarafından Almanya'nın en yüksek askeri onuru ve madalyası olan "Defne Yapraklı Şovalye Haçı" ile ödüllendirdi.
Almanlar'ın savaş sonuna doğru yenilgisi kaçınılmaz olunca, Skorzeny, Nazi organizasyonu dışında kalan birlikleri eğitmeye başladı. Bu birliklerin adı Werwolf'tu (Kurt Adamlar) ve Müttefikler'e karşı gerilla savaşı için eğitim alıyorlardı. Fakat Skorzeny, eğittiği bu Kurtadamlar'ın sayısının, Müttefikler'e karşı bir güç oluşturamayacak kadar az olduğunu anladı. Kurt Adamlar bunun yerine Naziler'in savaş sonunda kaçmaların için kullandıkları yeraltı demiryolu için çalıştırıldılar.
Skorzeny 1944'ün Ağustos ayında kadar yüksek rütbeli Naziler ve Alman fabrikatörlerin hazinelerini, dökümanlarını ve buna benzer değerli eşyaları Bavarya yakınlarındaki dağlara gömmekle uğraştı. Buraya gömülmeyen değerli eşyalar daha sonra uzak ülkelere deniz yoluyla gizlice gönderildi.
Skorzeny 1945'in Mayıs ayında Müttefikler'e teslim oldu. Yaklaşan soğuk savaşta Amerikalılar'a yararlı olacağı kanısındaydı. 16 Mayıs 1945'te Avusturya ormanlarında saklandığı yerden çıktı ve Salzburg yakınlarında ABD 30. Piyade Tümeni'nden bir teğmene teslim oldu. 2 yıl kadar savaş esiri olarak tutuldu ve ardından Dachau Mahkemeleri'ne çıkarıltı. Bulge Savaşı sırasında düzeledikleri operasyonda kullandıkları üniforma aldatmacası yüzünden suçlanıyordu. Skorzeny bu suçlamadan aklandı çünkü adamlarına Amerikan üniforması giydirip savaşmalarını emretmiş olsa bile, bunu kanıtlayacak herhangi bir delil olmadığı için cezalandırılamadı. Bundan sonra 27 Temmuz 1948'de tutulduğu hapisaneden kaçtı.
Skorzeny savaştan sonra İspanya'ya, Francisco Franco (İspanya Başkanı) koruması altında yerleşti ve savaş öncesi mesleği olan mühendisliğe devam etti. 1952'de Alman hükümeti tarafından "entnazifiziert" edildi (Nazilik'ten arındırılmak). Böylece seyahat özgürlüğüne kavuşan Skorzeny'nin yapması gereken tek şey, Almanya veya Avusturya'ya giderek yetkililere inandığı amaçların yanlış olduğunu anladığını söylemesiydi. 1959-1969 yılları arasında İrlanda'da kaldı ve County Kildare'de 200 dönümlük bir Martinstown Çiftliği satın aldı.
Franco tarafından korunan Skorzeny, Almanların savaş sonrasında kaçmaları için kullanılan ODESSA ağının anahtar figürlerden biriydi. İspanyol gazetesi El Mundo'nun bir haberine göre, ODESSA'nın İspanya'da bulunan ek kilit adamlarından biriyd. Yine aynı gazetenin haberine göre "Doktor Ölüm" olarak tanınan Aribert Heim'ın (2005 Ekim'de İspanya'da bulundu) da adaletten kaçmasına yardım etti.
Skorzeny ayrıca 1970 yılında Paladin Grubu'nu kurdu. Fransa'dan yandaşlarını topladığı bu grup anti-komunist hareketlerle mücadele için yeni dönem faşistlerden kurulmuştu. Daha sonra Mısır Cumhurbaşkanı Gamel Abdel Nasser ve Arjantin Cumhurbaşkanı Juan Peron'a danışmanlık yaptı. 1963'te, Mossad'ın desteği ile Alman bilimadamlarından Mısır'da yapılan füze programı için bilgi topladı.
1970'te Skorzeny'nin omurgasında bir tümor keşfedildi. İki kanserli tümor Hamburg'da vücudundan çıkarıldı ve belden aşağısı felç oldu. Skorzeny tekrar yürümeye and içerek zamanının büyük bölümünü fiziksel terapistlerle geçirdi ve altı ay sonra tekrar ayaklarının üstüne bastı. Fakat 7 Temmuz 1975'te kansere karşı son mücadelesini verdi ve Franco'dan birkaç ay önce öldü. Daha sonra cenazesi yakıldı ve külleri Viyana'ya, Döblinger Friedhof Mezarlığı'ndaki aile mezarlığına gömüldü.

Erwin Rommel 15 Kasım 1891'de Almanya'nın Ulm şehrine 45 km uzaklıktaki Heidenheim'da doğdu. 17 Kasım 1891'de de vaftiz edildi. Yerel çevrede ileri gelen bir ailenin kızı olan annesi Helena von Luz ve bir Protestan okulunda müdürlük yapan ve adını aldığı babası Prof. Erwin Rommel'in ikinci oğulları olarak dünyaya geldi.

Ernesto Guevara de la Serna, 14 Haziran 1928'de, Arjantin'in Rosario şehrinde, daha sonra 4 tane daha çocuğu olacak bir ailenin en büyük oğlu olarak doğdu.Ailesinin soyu İspanya ve İrlanda 'ya kadar dayanıyordu.

Hermann Otto Fegelein, 30 Ekim 1906'da Ansbach, Bavarya, Almanya'da dünyaya geldi. Küçük bir çocukken babasının Münih'teki binicilik okulunda çalıştı.
Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için lütfen Gizlilik Politikamızı inceleyin.