Tarih
15 Nisan 1946, Pazartesi, Nürnberg. 2. Dünya Savaşı’nın ardından kesin yenilgiye uğrayan Nazi Almanyası’nın yakalanabilmiş en üst düzey askerî, siyasi ve bürokratik yöneticilerini yargılamak üzere, Müttefik devletlerin hâkim ve savcılarından oluşan uluslararası mahkeme kuruldu. Nürnberg’de yürütülen bu tarihî yargılamalar, yalnızca bireyleri değil, bir rejimin tüm suç mekanizmasını ortaya koymayı amaçlıyordu.
Ernst Kaltenbrunner, Nürnberg Mahkemeleri kapsamında insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve barışa karşı suçlara ortaklık gerekçeleriyle yargılandı. Yargılamanın temel nedenleri şunlardı:
Ernst Kaltenbrunner, Oswald Pohl ve IG Farben şirketine yönelik davalar sırasında, Auschwitz toplama ve imha kampının eski komutanlarından Rudolf Hoß (Höss), sanık olarak değil, “tanık” sıfatıyla mahkeme kürsüsüne çıkarıldı. Höss’ün verdiği ifadeler, Nazi ölüm sisteminin nasıl işlediğini, soykırımın hangi emir zinciri ve teknik düzen içinde yürütüldüğünü, bizzat sistemin içinden gelen soğuk ve sarsıcı ayrıntılarla gözler önüne serdi.
Rudolf Höss, Nürnberg Mahkemeleri sırasında 15 Nisan 1946 Pazartesi günü mahkeme kürsüsüne tanık olarak çağrıldı.
Höss, Ernst Kaltenbrunner ve Oswald Pohl davaları bağlamında ifade verdi; Auschwitz’teki imha sürecinin örgütlenmesi ve uygulanmasına dair ayrıntılar bu oturumda tutanaklara geçti.
Rudolf Höss’ün, Nürnberg Mahkemeleri’ndeki esas sorgulayıcılarından biri, Ernst Kaltenbrunner’ın savunma avukatı olan Dr. Kurt Kaufmann idi.
Mahkemenin izniyle, kürsüye tanık Hoess'i çağırmak istiyorum.
(Tanık Hoß yerini aldı)
Ayağa kalkın. Adınızı belirtir misiniz?
Rudolf Franz Ferdinand Hoess
Bu yemini benden sonra tekrarlar mısınız? “Herşeye Kadir ve Herşeyi Bilen Tanrı'nın huzurunda bildiklerimi saklamadan, yalan eklemeden sadece ve sadece gerçeği söyleyeceğime yemin ederim.”
(Tanık yemini Almanca tekrarladı)
Oturur musunuz?
Tanık, ifadeleriniz çok önemli bilgiler edinmemize anahtar olacak. Bazı gizli saklı bilgilere ulaşabilmemizin belki de tek yolu sizsiniz ve bize Avrupa Yahudiler'inin yok edilmesi emirlerini verenlerin kim olduklarını da siz söyleceksiniz. Bu emirlerin de nasıl gerçekleştiğini ve bu eylemin ne kadar sır olduğunu da sizden öğreneceğiz.
Dr. Kauffmann, tanığa kibarca sorularınızı soracak mısınız?
Evet.
(Tanığa dönerek...)
1940'tan 1943'e kadar Auschwitz kampının komutanıydınız. Doğru mu?
Evet.
Kampta öldürülen kurbanların sayısını tutmanız yasaklanmıştı, bu doğru mu?
Evet, bu doğru.
Fakat bu notları “Eichmann” isimli bir adamın kurbanlar hakkında notlar tuttuğu, bu kurbanları organize ettiği ve bir araya topladığı da doğru mu?
Evet.
Ayrıca Eichmann'ın size Auschwitz'de 2 milyon'dan fazla Yahudi'nin yok edildiğini söylediği doğru mu?
Evet.
Erkekler, kadınlar ve çocuklar?
Evet.
1. Dünya Savaşı'na katıldınız mı?
Evet.
Ardından 1922'de Parti'ye (Nazi) girdiniz?
Evet.
SS'in üyesi miydiniz?
1934'ten beri.
1924 yılında politik bir cinayete karıştığınız için uzunca bir ağır iş cezasına çarptırıldığınız doğru mu?
Evet.
Daha sonra 1934'te Dachau toplama kampına gittiniz?
Evet.
Oradaki göreviniz neydi?
İlk olarak bir blok (bina) mahkumun komutanıydım, daha sonra yazıcı onun ardından da mahkumların bulunduğu bütün mülkün yöneticisi oldum.
Ve orada ne kadar kaldınız?
1938'e kadar.
1938'den beri hangi işle meşguldünüz ve neredeydiniz?
1938'de Sachsenhausen toplama kampına gittim, kamp komutanının yardımcısıydım ve daha sonra koruyucu gözetim kampının başına geçtim.
Auschwitz kampının ne zaman komutanı oldunuz?
Mayıs 1940'tan Aralık 1943'e kadar Auschwitz'in komutanlığını yaptım.
Auschwitz'de bir seferde tutulabilen en çok insan sayısı nedir?
Auschwitz'de tutulan en çok kadın ve erkek sayısı 140.000 (yüz kırk bin) civarıydı.
1941'de Berlin'e Himmler'i görmeye gitmek için emir aldığınız doğru mu? Lütfen konuştuklarınızı da anlatın.
Evet. 1941 yazında Berlin'e Reichsführer-SS (SS Komutanı) Himmler'i görmek için özel emir aldım. Bana Führer'in (Hitler) Yahudi sorunu için “son çözüm” emrini aldığını söyledi. Tam kelimeleri hatırlamıyorum. Biz, SS'ler olarak emri yerine getirmekle görevliyiz. Eğer emir yerine getirilmezse daha sonra Yahudiler Almanya'yı yıkmaya kalkışacak. Gerek kamp alanının geniş olması gerek demir yolu ulaşımının elverişli olması yüzünden Auschwitz'i seçti.
Bu toplantı sırasında Himmler size bu eylemin bir Reich (Nazi krallığı) problemi olduğunu söyledi mi?
Evet. O noktaya değindi. Bana bu toplantıda konuştuklarımızı benim komutanım olan Gruppenführer Glacks'a bile söylemememi de net bir şekilde belirtti. Bu toplantı sadece ikimiz arasında kalacaktı ve ben de onu büyük bir sır olarak saklayacaktım.
Bahsettiğiniz “Glacks” isimli şahsın tam olarak pozisyonu neydi?
Gruppenführer Glacks, tam olarak anlatmak gerekirse toplama kamplarının denetçisiydi ve direk olarak Reichsführer'e (Himmler) bağlıydı.
“Gizli Reich sorunu” ifadesini başka bir tanımla, “kendi hayatını tehlikeye atmadan dışarıda en ufak bir şekilde belirtmek” mümkün değildi?
Evet, “gizli Reich sorunu” demek, hiçkimsenin hiçbir şart altında bu konuyu konuşamaması demekti. Ayrıca herkes sır tutmak için hayatı üzerine söz vermişti.
Bu sözünüzü tuttunuz mu?
1942'nin sonlarına doğru bozdum.
Neden özellikle tarihi ima ediyorsunuz? Dışarıdan insanlarla o tarihten sonra mı konuştunuz?
1942'nin sonunda karım, Upper Silesia'nın Nazi Partisi liderinden benim kampımda olan biten hakkında birşeyler duymuş. Gelip bana doğru olup olmadıklarını sordu ben de itiraf etmek zorunda kaldım. Reichsführer'e verdiğim sözü ilk kez burada bozdum. Başka bir şekilde herhangi biriyle konuşmadım.
Eichmann ile ne zaman tanıştınız?
Reichsführer'den aldığım emirden 4 hafta sonra Eichmann ile tanıştım. Auschwitz'e geldi ve benimle verilen emir hakkında konuştu. Reichsführer'in bana toplantımızda dediğine göre Eichmann ile verdiği emiri daha sonra konuşmamızı söyledi çünkü bütün detayları ondan alacaktım.
Auschwitz kampının size verilen en gizli görevlerle tamamen izole bir yerde olduğu doğru mu?
Auschwitz kampı kasabadan yaklaşık 3 km uzaklıktaydı. 20000 (yirmi bin) dönüm üzerine kurulmuş, kurulmadan önce üzerinde bulunan her türlü yapıdan veya başka şeylerden temizlenmiş bir bölgeydi. Bütün bölgeye sadece SS subayarı ya da özel giriş izni bulunan siviller girebiliyordu. Daha sonra imha kampının kurulacağı asıl yere Birkenau deniliyordu. Birkenau kampı Auschwitz kampından 2 km uzaklıktaydı. Kampın tesisatı tamamen kendindendi, yani ormanın ötesine yapılmıştı ve gözle fark edilmesi imkansızdı. Buna ek olarak bölgeye sadece “izinli SS subayları” girebilirdi. Yani bu bölgeye izinsiz biri değil izinsiz bir SS bile giremezdi.
Daha sonra trenle insanlar getirilmeye başlandı. Bu dönem içinde bu trenler kaç gün aralıklarla, ne kadar insan getiriyordu?
1944 yılına kadar değişik ülkelerden düzensiz bir şekilde operasyonlar devam ettiği için, gelen trenler ve içindekiler hakkında kesin bir bilgi verilemez. Her zaman 4 ila 6 hafta arasında oldu. Bu 4 ila 6 hafta arasındaki zamanda her gün 2000 (iki bin) insan taşıyan 3 tren gelirdi. Bu trenler önce Birkenau bölgesinde dururdu ve daha sonra lokomotifler geri giderdi. Görevliler gelen insanlarla hemen ilgilenip bölgeyi boşaltırlardı. Daha sonra insanlar kamp görevlilerine teslim edilirlerdi. O sırada SS subayları tarafından çalışmaya elverişliliğini kontrol amacıyla tıbbi muayeneden geçirilirlerdi. Elverişli olanlar tek seferde Auschwitz veya Birkenau kampına götürülürlerdi. Elverişsiz olarak tanımlananlar ise geçici yerlere yerleştirilirlerdi. Hemen ardından da yeni inşa edilen krematoryuma gönderilirlerdi.
Bundan birkaç gün önce sizle yaptığımız bir soruşturmada yaklaşık 60 görevli bu trenleri karşılıyordu ve bu 60 görevli daha önceden bahsettiğimiz gizliliği korumakla hükümlüydüler. Bunu hala bugün söyleyebilir misiniz?
Evet, bu 60 görevli gelen “elverişsiz” insanlarla hemen ilgilenmekle sorumluydular ve daha sonra da diğerleriyle. Bu grup, yaklaşık 10 lider ve yardımcılarından oluşan, içinde doktorlar ve tıbbi personel olan ve tekrar tekrar gizlilik hatırlatılan bir gruptu.
Dışarıda yaşayan herhangi birine bu gelen trenlerin insan taşıdığını ve daha sonra kampa getirildiklerinde öldürülüceklerini gösteren, ima eden, anlatan en ufak bir işaret var mıydı? Veya Auschwitz'e gelen trenler -gerek malzeme olsun gerek diğer ihtiyaçlar olsun- çok fazlaydı da böyle bir olasılık düşünülmüyor muydu?
Evet, özellikle araştırma yapmayan bir insan dışarıdan içeride ne olduğunu anlayamazdı. Çünkü dediğiniz gibi imha edilecek insanların trenleri gibi diğer maddeleri veya malları taşıyan trenler de sürekli olarak kampa geliyordu. Bunlar içinde kampta yeni çalışacak insanları getiren trenler de vardı. Ayrıca kampı terk eden trenler aynı şekilde geriye dolu bir şekilde çıkıyordu. Transfer edilen mahkumları veya çalışanları götürüyorlardı. Trenler tamamen kapalıydı. Yani şunu söylemek gerekirse, dışarıdan herhangi birisinin trende insan olduğunu görmesi olanaksızdı. Ayrıca kampa hergün civardaki çalışma kamplarından araç malzemeleri ve savaşta kullanılacak diğer malzemeler getiriliyordu.
Ve bu trenlerden gelen kurbanların ellerinde ne varsa alınıyordu, değil mi? Tamamen soyunmak zorunda mıydılar, bütün değerli eşyalarını vermek zorunda mıydılar? Bunlar doğru mu?
Evet.
Ardından hemen öldürülüyorlardı?
Evet.
Bilginiz dahilinide soruyorum, bu insanlar nereye götürüldüklerini biliyor muydu?
Çoğunluğu bilmiyordu. Kampta nereye götürüldükleri hakkında şüpheleri olsun diye ona göre davranılıyordu. Yani ölmeye gidecekleri düşündürülmüyordu. Mesela, bütün kapılar ve duvarlarda giyinmeye, duş almaya veya değişik şeyler yapmaya götürüldüklerini gösteren işaretler vardı. Bu levhalar önceden getirilen insanlar tarafından birçok değişik dile çevrilmişti ve aralarında ne olduğu yayılmıştı.
Ardından, bana önceki gün söylediklerinize göre, gazla yapılan öldürme işlemi 3 ila 15 dakika arası sürüyordu. Bu doğru mu?
Evet.
Bana ayrıca kurbanlar ölmeden önce hafızalarını kaybettiklerini de söylediniz?
Evet. Kendim anladığıma göre bana tıbbi görevliler tarafından söylenen oydu. Bu hafıza kaybı zamanı, gaz odalarında bulunan insanların sayısı, sıcaklık ve değişik etkenlere bağlı olarak değişebiliyordu. Hafıza kaybı genelde birkaç saniye veya birkaç dakika içinde gerçekleşiyordu.
Kurbanlara karşu, hiç kendi ailenizi ve çocuklarınızı düşünerek, acıma hissetiniz mi?
Evet.
Bu durumda yapılan işlemi devam ettirmeyi nasıl başardınız?
Bütün bu içimdeki şüphelere göre bana verilen bir emir vardı ve bu emir bana Reichsführer Himmler tarafından verilmişti.
Himmler hiç kampa gelip kendisi de bu imha eyleminin devamına tanık oldu mu?
Evet. Himmler kampa 1942 yılında geldi ve bu imha işlemini detaylı bir şekilde başından sonuna kadar izledi.
Aynı şey Eichmann için de geçerli mi?
Eichmann, Auschwitz'e çok kez geldi ve işleme bizzat tanık oldu.
Sanık Kaltenbrunner kampa hiç geldi mi?
Hayır.
Kaltenbrunner ile göreviniz hakkında hiç konuştunuz mu?
Hayır, hiçbir zaman. Ben Obergruppenführer Kaltenbrunner ile sadece bir kez görüştüm.
Ne zaman?
1944 yılında doğum gününden bir gün sonra.
Ve bu bahsettiğiniz görüşmenin konusu neydi?
Mauthausen kampından gelen bir rapor hakkında konuştuk. İddaya göre isimsiz birkaç görevlinin silah sanayisi ile ilgisi hakkındaydı. Obergruppenführer Kaltenbrunner'in konu hakkında bir karar vermesi gerekiyordu. Bu nedenle ben de Mauthausen kampının komutanından raporu kendisine getirdim fakat bir karar vermedi. Bana daha sonra karar vereceğini söyledi.
Mauthausen kampının tam olarak nerde olduğunu söyler misiniz? Upper Silesia'da mıydı yoksa Hükümet bölgesinde mi?
Mauthausen...
Auschwitz, özür dilerim yanlışlık yaptım. Auschwitz'den bahsediyorum.
Auschwitz eski Polonya eyaleti üzerindeydi. Daha sonra 1939'da Upper Silesia'nın içine girdi.
Başka sorum yok.
Bu sorgunun (Höss’ün Nürnberg’de tanık olarak verdiği ifadelerin) önemi birkaç katmanda ortaya çıkıyor:
Rudolf Höss’ün tanıklığı, Nürnberg’de Nazi liderliğinin ve kurumlarının suç mekanizmasını görünür kılan kritik oturumlardan biriydi. Höss’ün anlattıkları özellikle kampların işleyişi, emir–komuta zinciri ve “gizlilik” uygulamaları açısından mahkemenin değerlendirmelerine doğrudan malzeme sağladı.
Özetle: Höss’ün tanıklığı tek başına hüküm kuran “tek delil” değildi; ancak kamplardaki imha sürecinin nasıl yürüdüğünü içeriden anlatması, mahkemelerin “örgütlü suç sistemi” tespitini güçlendiren önemli bir parça oldu.

Nürnberg Mahkemeleri, 20 Kasım 1945'te Nazi Almanyası'ndaki politik, askeri ve ekonomik liderlerin yargılanmaya başlandığı mahkemelerdi. Mahkemelerin hepsi Almanya'nın Nüremberg şehrindeki Nüremberg Adalet Sarayı'nda gerçekleştirildi ve 4 yıl sürdü.

Nazi Almanyası'nın en büyük toplama ve imha kampı olan, Polonya'daki Auschwitz kampının çarpıcı gerçekleri, açılışı, kamp komutanları, kurtulan esirlerle yapılan görüşmeler, bilinmeyen bilgiler ve kampta yaşanmış içler acısı, tüyler ürpertici olaylar.

Heinirich Luitpold Himmler, 7 Ekim 1900 yılında Münih'te, Bavaryalı orta sınıf bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası Joseph Gebhard Himmler prestijli okul Wittelsbacher Gymnasium'da hem ortaokul öğretmeni hem de müdürdü.
Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek çerez kullanımını kabul etmiş oluyorsunuz. Daha fazla bilgi için lütfen Gizlilik Politikamızı inceleyin.